Paylaşılan metinlerin yazarların izni olmaksızın kopyalanması, dağıtılması ve oynanması yasaktır.

(Doğa içinde, açık bir alan. Kuş sesleri eşliğinde bir kadının düşünceleri duyulur.) 

Kadın: Ne güzel ötüyorlar… Oh! Nasıl huzur veriyor insana… Başka zaman olsa kesin dalga geçerdim bu meditasyon işleriyle ama işe yaradı sanki. Bu sakinlik… Gözümü açmadan saatlerce durmak istiyorum böyle ve işin güzel yanı… durabilirim! Huzurumu bozacak kimse olmadan… (Geçmişteki bir anısına döner ve annesinin sesini duyar: “Hadi kalk prenses, bir dene bakalım.”) Hayır, istemiyorum. (Anne: “Denemen lazım.”) Neyini deneyeyim? Kaç kere denedim zaten! Çıkmıyor diyorum, anlamıyor musun? (Ses zihninde bir canavarın sesine dönüşür: “Sana dene dedim!”) Yahu anne olmuyor işte, olmuyor! Tahammül edemiyorum artık bu ısrarına! Öf! (Anıdan çıkar, kuş sesleri duyulur.) Sakin ol… Orada değilsin. Bak, yalnız başınasın, kırk yılın başı herkesten, her şeyden uzak… (Bir an duraklar.) Hakikaten ya en son ben ne zaman… Hayaller çıktıktan sonrasını zaten direkt çiz, geçmiş olsun! 2006 desen… 2016… 16 sene! 16 sene olmuş! (Alkış sesleri eşliğinde 2006 yılına döner ve radyoda ilk takdim edildiği ânı hatırlar: “Bayanlar, baylar şimdi sizlere gencecik bir yeteneği takdim ediyorum.” Şarkının girişi duyulur.) İlk zamanlar… Müthişti, bulutların üstündeydim sanki. (Alkış ve tezahürat sesleri. Bir spiker: “Prensesin albümü dünyayı sallayacak!” Kadın güler.) Esas dünya prensesi sallayacak ama yazık, daha haberi yok! (Flaş sesleri duyulur. Magazincilerden gelen bir soru: “Yeni albüm ne zaman?”) Durun daha ikinciyi çıkaralı kaç ay oldu! Biliyorsunuz, ben bu şekilde çalışmıyorum, her detayıyla içime sinmeden albüm çıkarmayı tercih etmiyorum. (Prodüktörün söylediklerini hatırlar: “Öyle her şeye cevap verme! Haydi stüdyoya!”) Doğru! Söylediklerine dikkat et! Giydiğine, yediğine, içtiğine… (Flaş sesleri eşliğinde bir muhabir: “Son dönemde aldığınız kilolar sizi de rahatsız ediyor mu?”) Kilolar mı? (Başka bir muhabirin sorusunu hatırlar: “Aldatılıp affetmek zor olmadı mı?”) Bu nasıl bir soru? (Aklına sevgilisinin o dönem söylediği sözler gelir: “Beni de anlamaya çalış, o zamanlar iyi değildim, senin bu yaşadığın hayat beni çok yordu.”) (Bir magazinci: “Sizi ne zaman sahnede göreceğiz prenses?”) Ben, şu sıralar biraz… (Bir spiker: “Müziğin prensesinden ses yok!) (Prodüktörün sözleri duyulur: “Söylentiler aldı yürüdü, bu iş böyle gitmez!”) Benim hoşuma mı gidiyor sanıyorsunuz bu durumda kalmak! (Anne: “Denemen lazım”) Her sabah “bir hiç” olarak uyanmak… (Anne: “Çocukluk etme! Bunca yıllık çaban boşa gidecek”) Çok yoruldum… Neden ya? Neden yapamıyorum? (Prodüktör: “Hadi dene”) Hayır, anlamıyorsunuz… (Magazincilerin, prodüktörün ve annesinin sesleri son derece hızlı ve yoğun bir hâl alır. Bu karmaşaya dayanamayan kadın düşüncelerinden bir anda sıyrılır.) Of yeter! (Kuş cıvıltıları.)

(Kendi kendine) Dinlenmeyi bile beceremiyorsun sen! Aç gözlerini… Kalk! Şuranın güzelliğine bak! Aa, nergislere bak… (Çiçeklere doğru adım atar.) Mis gibi çocukluğum kokuyor! (Koklarken bir arının sesi duyulur. Telaşla) Ay, nereden çıktı bu şimdi? Git! (Arı sesi devam ederken bir çocuğun uzaktan güldüğü duyulur. Çocuğa) Sen kimsin be? Ne gülüyorsun, çok mu komik? Öylece duracağına gel de yardım et, bırakmıyor peşimi! (Çocuk kadına yaklaşır.) Aa, ne yaptın öyle? (Çocuk bir şarkı mırıldanır.) Bir dakika! Sen nerden biliyorsun bu şarkıyı bacak kadar hâlinle? Bu şarkı benim en sevdiğim şarkım biliyor musun? Yazdığım ilk şarkı hatta! Tabii daha iyi şarkılarım da var, daha gelişkin parçalar ama bunun yeri ayrı! (Kendi kendine) Kafa sallıyor, biliyorum der gibi. Maşallah her şeyi de biliyor! (Çocuğa) Efendim? Ben de mi söyleyeyim? Olur! Şöyle güzel bir düet yapalım o zaman seninle. Hadi en baştan… Ama bir dakika! Ben söyleyemem ki. Söyleyemiyorum… (Bir uçağın uzaktan sesi duyulur.) Yok, hayır, istiyorum ama olmuyor. Neden mi? Bilmiyorum… (Uçak yakınlaşır, çocuk gitmek istercesine çırpınmaya başlar.) Ne oldu, uçaktan mı korkuyorsun? (Gülerek) Korkma korkma, bir şey olmaz. (Çocuk koşarak uzaklaşır.) Dur ne oldu? Nereye gidiyorsun? Nereye kayboldun? (Bomba sesleri gelir.) Savaş! Savaş devam ediyor! (Koşmaya başlar. Seslenerek) Çocuk! (Kendi kendine) Ne yapacağım şimdi? (Kadın nefes nefese uçaklardan kaçmaya başlar.) Hey, kimse yok mu? (Kapıları yumruklar.) Açsanıza biriniz kapınızı! Uçaklar peşimde, ne olur açın! İn cin top oynuyor resmen, herkes kaçtı bir ben mi kaldım? (Adımları yavaşlar.) Hah, biri geliyor! (Seslenir.) Pardon! (Gördüğü kişiye doğru koşmaya başlar. Nefes nefese) Bir dakika ya. Çok tanıdık… Aa, o mu? Yok. (Koşmaya devam eder.) Dursanıza! (Kendi kendine) Tanıyor muyum? Saçları aynı onun gibi ama? Hey! Sana diyorum! (Karşısındakine yetişir. Şaşkınlıkla) Aa sen! Oh şükür sensin! Senin ne işin var burada? Günlerdir telefonun kapalıydı, şimdi burada ne alaka? (Karşısındaki adam sakin adımlarla yürümektedir. Kadına cevap verir: “Sakin ol sevgilim, telaşa gerek yok.”) Nasıl telaşa gerek yok? Uçaklar peşimde! Kaçmamız lazım, korkuyorum! (Adam: “Uçak mı? Ne uçağı? Sen yine kurmuşsun kafanda bir şeyler!”) Ne diyorsun sen ya! Duymuyor musun? (Adam: “Bu ‘prenseslik’ işleri seni bu hâle getirdi diyorum, dengeni bozdu!”) Şimdi bu mevzuların sırası mı sence? Savaşın ortasındayız! (Adam ağzının içinde lafı geveler gibi: “Sana bir şey olmaz!”) Ne dedin? (Adam: “Yok bir şey, bak geldik bile”) Süper! Hadi hemen aç kapıyı da içeri girelim! Çabuk ol, hadi! (Anahtar sesleri duyulur.) Neden durdun? Şaka mı bu? Beni içeri almayacak mısın? (Kapı kadının suratına çarpılır, dışarıda kalmıştır.) Ne yapıyorsun ya! Açsana kapıyı! (Kendi kendine) Bu neydi şimdi? Kıracak bir şey mi söyledim? Ne oldu yine? (Uçak sesleri gitgide yaklaşır, içeri seslenir.) Geliyorlar! Aç kapıyı! (Kendi kendine) Bir çıkış lazım, diğer tarafa doğru… (Adım sesleri.) Hayır, buradan da geliyor! (Uçakların yaklaştığı bir anda sesler tamamen kesilir.) 

(Bir süre sessizliğin ardından bir arı sesi duyulur, kadın uykulu gibidir.) Üf, git! Bu ne ya? Dayak yemiş gibiyim. Her yerim tutulmuş. (Uzaktan bir şarkının çalındığı duyulur. Şaşkınlıkla) Birisi benim şarkımı dinliyor. Ama bir dakika! Bu parça bitmedi ki daha, yayımlanmış olamaz! Yoksa benden habersiz? Ya sen ne çeşit bir prodüktörsün? Bu bana kaçıncı keleğin Gargamel suratlı, kaçıncı? (Müziği dinler.) Şu parçanın hâline bak, bütün kontrpuanları kaldırmış! Progresyon dümdüz! Müzik listelerindeki paçavralar arasında yerimi alırım artık! Zaten belliydi, daha o günden belliydi! (Geçmişteki bir anısına döner. Prodüktörün sesi: “Parçanın bu kısmı… Atalım burayı? Yani neden bu kadar bağırıyorsun?”) Çünkü daha free hissediyorum bu şekilde, şarkının tavrı gereği… (Prodüktör: “Kimse dinlemez bunu böyle! Bir garip…”) Garip derken? (Prodüktör: “Yanlış söylüyorsun sanki” Hayır yanlış değil, altere sesler… Yani vokalin melodisi, akorun yedinci derecesi… (Prodüktör kadının lafını keserek: “O yedinci evet ama işte bana öyle gelmedi.”) Nasıl geldi? (Prodüktör: “Ya sesin… Yetersiz gibi! Ama normal tabii, eski gençliğin de yok sonuçta.”) (Prodüktörün son cümlesi kadının zihninde birkaç kez yankılanır ve kadın anıdan çıkar.) Ah! Sus artık Gargamel, sus! Ben daha 35’imdeyim! (Kuşkuyla kendi kendine) Ama haklı mı acaba? Yaşlandım mı gerçekten? O yüzden mi dut yemiş bülbüle döndüm böyle? (Müziğin sesi yükselir.) Of, iyice açtılar sesini bir de, kapatın şu şarkıyı artık! (Orkestra sesleri gelir. Onların arasında annesini duyar: “Kızım, sonunda uyanabilmişsin!”) Anne? (Prodüktör: “Hadi oyalanma, başlıyor!”) Ne başlıyor? Konser mi? (Keman introsu) Ben mi? Hayır! Bu benim konserim değil. (Prodüktör: “Hadi bakalım prenses, nazın numaran buraya kadar, doğru sahneye!”) Ne numarası? Numara falan yapmıyorum ben! (Anne: “Hadi kızım, lütfen”) Ya bırakın zorlamayı, söyleyemiyorum ben şarkı! Seyirci duyacak, rezil ediyorsunuz beni! (Seyirci hep birlikte bağırmaya başlar: “Söyle, söyle!”) (Seyircinin seslerine anne ve prodüktörün sahneye çıkması konusunda ısrarı eşlik eder, o sırada uçak sesleri duyulur.) Savaş! (Haykırarak) Savaşın ortasında delirdiniz mi siz? Bize doğru geliyorlar, kaçmamız lazım! (Seyirci tezahürata başlar: “Yaşın kaç oldu, kırk mı? Atla deve sanki, basit bir şarkı! Yaşın kaç oldu, kırk mı? Şakı karı, götün mü kalktı?”) Ne? Şakı mı? Ne diyorlar? (Kadın konuşmakta zorluk çekmeye başlar.) Yapa… mıyorum… Konuşa… Sesim… Çıkmı… Boğulu … Bırakın beni… 

(Bir anda tüm kaos durur.) Bir dakika, bu bir kâbus! Of! Yıllardır aynı kâbus! Ne salağım ya, nasıl fark edemedim? Uyanmam lazım, hemen şimdi, uyanmam lazım! (Çok kısık bir çığlık atar, uyanmayı başaramaz. Tüm seyirci ve uçak sesleri geri gelir.) Sesim çıkmıyor! (Bir kere daha ıkınır, sesler bir anlığına gitse de sonunda geri gelir.) Yok, olmuyor. Daha da yaklaştılar! Aa, bunun ne işi var uçağın içinde? Kapıyı suratıma kapattı tek bir şey söylemeden! Yok, o değil ya. Gargamel mi o? Yok, ben iyice kafayı yiyorum. Hadi, bitsin artık bu kâbus! (Çığlık sesi ve tüm sesler kesilir.) 

Oh, uyandım! Sonunda uyandım! Bu sefer daha da berbattı! Neyse, geçti gitti… (Uçak sesleri duyulur.) Nasıl ya? Yine mi kâbustayım! (Uzaktan sinir bozucu bir erkek kahkahası duyulur.) Hayır! Hayır! Hayır ya! (Uçak kadına yaklaşır.) Lanet olsun! (Koşmaya başlar.) Ne kadar sürecek bu böyle ya? Yetti artık! (Bomba patlar, kadın çığlık atar.) Aman be! (Uçak kadının çok yakınına gelmiştir ve uçağın içinden biri kadına seslenir: “Şişt! Ne o, korkuyor musun bizden?”) Konuşuyor! (Uçaktan kahkaha eşliğinde: “Korkma korkma!”) Ne korkacağım, daha çok tiksiniyorum! (Uçak: “Kendini rahat bırak, bak gör o zaman sen de eğleneceksin”) Haha, eğlenecekmişim! Çok komiksin! (Şimşek çakar, kadın çığlık atar.) Ah bir uyansam… (Uçak: “Uyanma çabaları falan… Asıl sen komiksin! Kaçıyorsun ha! Kaç tabii, zaten böyle çıkar eğlencesi! Ama buradan çıkmayı aklından bile geçirme! Oyunun kuralı belli güzelim, biz istemedikçe hiçbir yere gidemezsin.”) Bu nasıl iş? (Haykırarak) Rüyamın da mı hâkimi sensin? (Uçak cevaplar: “Evet.”) Öyle mi? (Öfkeyle) Sen görürsün! (Kadının hızlı adım seslerinin ardından uzak bir yerden çocuğun mırıldandığı şarkı duyulur.) Çocuk neredesin? (Adım sesleri devam eder.) Çocuk? (Kadın ilerledikçe uçak sesleri azalır, uçak seslerinin yerini enstrüman sesleri alır.) Burası… Çok tanıdık. (Çocuğa) Nerden buldun bunca müzik aletini? Çok güzeller… (Trompetten bozuk bir do notası çalınır.) Haha! O nasıl bir do öyle? Yalnız o trompetin içi epey bir tükürük dolmuş, bir boşalt istersen! (Piyanodan bir melodi çalınır.) Oo bravo! On parmağında on marifet! Yalnız ben de fena değilimdir piyanoda, eşlik edeyim mi sana? (Kendi kendine) Ay hayır ya, ne yapıyorum ben? Dalmamam lazım… Burada oyalanmamam lazım! (Piyanodan bir gerilim müziği çalınır.) Hah aynen. Hislerime tercüman oldun resmen! Ne bakıyorsun öyle? Korkuyorum tabii ki! Sıkışıp kaldım bu kâbusta, ya bir daha asla uyanamazsam? Sonsuza kadar hem de! Bittim ben, mahvoldum! (Acıklı bir melodi duyulur.) Ya dalga geçmesene! Hiç kolay değil içinde bulunduğum durum! (Piyanodan yüreklendirici bir melodi çalınır.) Ne o? Gaz mı veriyorsun bana? Sana kalsa ne kolay işin içinden çıkmak! Benim yerimde olsan… (Piyanodan kısa ama sert bir nota çalınır.) Ay tamam, düşmek yok anladık! (Cesaret verici bir melodi çalınır.) Evet… Kaçmakla da olmayacak biliyorum! (Cesaret verici melodi daha uzun çalınır.) Oradan o kadar güçlü biri gibi mi duruyorum? (“Evet” anlamında bir nota çalınır.) Aa cidden mi? (Evet anlamında bir nota daha çalınır.) Öyle miyim sence? (Çocuk kadının ilk şarkısının müziğini piyanoda çalmaya başlar.) Evet biliyorum. Ben yazdım zaten bu şarkıyı! (Şarkı devam ederken) Tabii… Hasar aldı epey ama bir yere de gitmedi, duruyor kanadım… (Çocuk şarkıyı söylemeye başlar: “…uçurdu kanadında…”) Kullanabilir miyim dersin hâlâ? (Çocuk şarkıyı söylemeye devam eder: “…Rüzgârın göğsünde yükseğe yükseğe…”) Rüzgarın göğsünde yükseğe yükseğe… Sen var ya, az değilsin ha! (Uçak sesleri duyulur.) Geliyorlar! Tamam! Bana bak, yalnız işe yaramazsa bozuşuruz seninle! Hadi bakalım… (Kadının adım sesleri duyulur. Uçaklara seslenir.) Hey, buradayım! Bu kaçma kovalama oyunundan biraz sıkıldım. (Uzağa bir bomba atılır. Uçaklara) O kadar uzağa atarsanız korkmam ama. Bence biraz daha risk alın! (Kendi kendine) Kıpırdama, sakın kıpırdama! (Uçaklar hızlanır.) Demek bombalardan vazgeçtiniz, bizzat kendiniz geliyorsunuz öyle mi? (Kendi kendine) Çok korkuyorum, lanet olsun, belli etme! (Uçaklara) Gelin gelin, böyle daha eğlenceli olacak! Ne o, bir yavaşladınız sanki yoksa korkuyor musunuz benden? (Uçaklar daha da hızlanır. Kendine) Hızlandılar! Nefes al, son anı bekle, sözleri hatırla! (Uçaklar kadına yaklaşırken kadın şarkıyı kesik kesik söylemeye başlar. Ardından kanat sesleri duyulur. Kadın şarkısına güçlü bir şekilde devam ederken uçakların çarpışma sesleri duyulur.) 

Şarkı Sözleri: 

Seslerin içinde bir kuş muydu acaba?

Aldı beni gölgelerden, uçurdu kanadında

Rüzgârın göğsünde yükseğe yükseğe

Dönüp baktım ona dudağımla teşekkürle.

O zaman gördüm işte sahibi benim kanatların,

Mavilerin içinde özgürlüğü seyre daldım.

 

Skip to content